HİKÂYE ( ÖYKÜ ) TÜRÜ:

TANIM: Yaşanmış ya da yaşanması mümkün olayların okuyucuya haz verecek şekilde olay örgüsü içinde kişi, zaman ve mekâna bağlı olarak anlatıldığı kısa edebi yazılara denir.

HİKÂYENİN YAPI UNSURLARI:
1) OLAY:
2) KİŞİLER: Hikâyede az kişi vardır. Bu kişiler “tip” olarak karşımıza çıkar ve ayrıntılı bir şekilde tanıtılmaz, hikâyede kişilerin psikolojik özelliklerine de ayrıntılı olarak girilmez.
3) YER (ÇEVRE / MEKÂN): Hikâyede sınırlı bir çevre vardır. Olayın geçtiği çevre çok ayrıntılı anlatılmaz, kısaca tasvir edilir.
4) ZAMAN: Olayın yaşandığı dönem, an, mevsim ya da gündür. Hikâye kısa bir zaman diliminde geçer. Hikâyeler geçmiş zamana göre (-di) anlatılır.
5) DİL VE ANLATIM: Hikâyenin dili açık, akıcı ve günlük konuşma dilinden farklı olarak, etkili sözcük, deyim atasözü ve tamlamalarla zenginleştirilmiş güzel bir dil olmalıdır. Anlatım ise: iki şekilde olur Hikâye kahramanlarından birinin ağzından yapılan anlatım “hikâyede birinci kişili anlatım” ; yazarın ağzından anlatılanlar “hikâyede üçüncü kişili anlatım”

HİKÂYEDE PLÂN:
1) SERİM: Hikayenin giriş bölümüdür.Bu bölümde olayın geçtiği çevre, kişiler tanıtılarak ana olaya giriş yapılır.
2) DÜĞÜM : Hikayenin bütün yönleriyle anlatıldığı en geniş bölümdür.
3) ÇÖZÜM : Hikayenin sonuç bölümü olup merakın bir sonuca bağlanarak giderildiği bölümdür Ancak bütün hikayelerde bu plân uygulanmaz , bazı öykülerde başlangıç ve sonuç bölümü yoktur. Bu bölümler okuyucu tarafından tamamlanır.

HİKÂYE TÜRLERİ:

1) HALK HİKÂYESİ:
Sözlü geleneğin ürünüdürler. Semai kahvelerinde “meddah”lar tarafından anlatılırlardı.
Nazım nesir karışık olarak düzenlenirler Anlatma bölümleri nesir, karşılıklı konuşmalar ve duygu yüklü bölümler nazım şeklindedir.
Beşeri aşk ya da ilahi aşk teması işlenir.
Çevre betimlemesine, mekânın kahramanlar üzerindeki etkilerine ve ruhsal çözümlemelere yer verilmez.
İlahi bakış açısıyla anlatılırlar.

2) OLAY ( KLASİK VAK’A ) HİKÂYESİ : Bir olayı ele alarak, serim, düğüm, çözüm plânıyla anlatıp bir sonuca bağlayan öykülerdir. Kahramanlar ve çevrenin tasvirine yer verilir Bir fikir verilmeye çalışılır; okuyucuda merak ve heyecan uyandırılır.

• Bu tarz öykülere “klasik vak’a öyküsü” de denir.
• Bu tür öykülerde olaylar zinciri, kişi, zaman, yer öğesine bağlıdır.
• Olaylar serim, düğüm, çözüm sırasına uygun olarak anlatılır.
• Gerilim ve heyecan vardır.

Bu tür, Fransız yazar Guy de Maupassant ( Guy dö Mopasan) tarafından yaygınlaştırıldığı için “Mopasan Tarzı Hikâye” de denir.

Bu tarzın bizdeki en önemli temsilcileri: Ömer Seyfettin, Refik Halit Karay, Hüseyin Rahmi Gürpınar, Reşat Nuri Güntekin ,Yakup Kadri Karaosmanoğlu  ve Orhan Kemal’ dir.

3) DURUM ( KESİT ) HİKÂYESİ: Bir olayı değil günlük yaşamın her hangi bir kesitini ele alıp anlatan öykülerdir.

• Belli bir ana olay yoktur.  
• Bu tür öykülerde merak öğesi ikinci plandadır.
• Yazar, bu öykülerde okuyucuyu sarsan, çarpan, heyecana getiren bir anlatım sergilemez. Onun yerine günlük hayattan bir kesit sunar veya bir insanlık durumunu anlatır.
• Bu öykülerde kişisel ve sosyal düşünceler, duygu ve hayaller ön plana çıkar.
• Bu öykülerde gerilim ve heyecan yoktur. • Serim, düğüm, çözüm planına uyulmaz.

Bu tarzın dünya edebiyatında ilk temsilcisi Rus yazar Anton Çehov olduğu için “Çehov Tarzı Hikâye” de denir.

Bizdeki en güçlü temsilcileri : Sait Faik Abasıyanık ve  Memduh Şevket Esendal’dır.

4) MODERN HİKÂYE  ( BEN MERKEZLİ HİKÂYE ): Diğer öykü çeşitlerinden farklı olarak, insanların her gün gördükleri fakat düşünemedikleri bazı durumların gerisindeki gerçekleri, hayaller ve bir takım olağanüstülükler gösteren hikâyelerdir.

Genellikle büyük şehirlerdeki yozlaşmış tipleri, sosyal ve toplumsal bozuklukları , felsefi bir yaklaşımla, ince bir yergi ve yer yer alay katarak, irdeler biçimde gözler önüne serer.

Yazar, 1. tekil şahsın ağzından konuşur. Mekân, kahramanın bunalımlı ruh hâline göre algılanır. Bundan korkuya kapılan kahraman bir düş dünyasına sığınır.

Hikâyede bir tür olarak 1920’lerde ilk defa batıda görülen bu anlayışın en güçlü temsilcisi Franz Kafka’dır.

Bizdeki en önemli temsilcileri Haldun Taner, Oğuz Atay, Nezihe Meriç  ve  Bilge Karasu’ dur.

HİKÂYE – ROMAN ARASINDAKİ FARKLILIKLAR:

Hikâye türü, romandan daha kısadır.
Hikâyede temel öğe olaydır. Romanda ise temel öğe karakter,  yani kişidir.
Hikâyeler olay üzerine kurulur, romanlar ise kişi üzerine kurulur.
Hikâyede tek olay, romanda birbirine bağlı olaylar zinciri vardır.
Romandaki olaylardan her biri hikâyeye konu olabilir.
Hikâyede kahramanların tanıtımında ayrıntıya girilmez, kahramanlar her yönüyle tanıtılmaz. Romanlarda ise kahramanlar ayrıntılı bir biçimde, hemen her yönüyle tanıtılır. Romandan farklı olarak hikâyede kişiler sadece olayla ilgili yönleriyle anlatılır. Bu yüzden hikâyelerdeki kişiler bir karakter olarak karşımıza çıkmaz.
Öyküde, olayın geçtiği yer (çevre) sınırlıdır ve ayrıntılı olarak anlatılmaz. Romanlarda olaylar çok olduğu için olayların geçtiği çevre de geniştir. Bu çevreler çok ayrıntılı olarak anlatılır.
Hikâyeler kısa olduğu için anlatım yalın, anlaşılır ve özlüdür. Romanlarda ise anlatım daha ağır ve sanatlıdır.

HİKÂYEDE İLKLER:

“DECAMERON”  İtalyan yazar Boccacio / XVI. Yüzyıl / ( Dünya edebiyatında ilk öykü. )
“MÜSAMERETNÂME” Emin Nihat / Tanzimat Edebiyatı  / ( Türk edebiyatında ilk hikâye )
“LETAİF-İ RİVAYÂT” Ahmet Mithat Efendi / Tanzimat Edebiyatı / (Türk edebiyatında batılı anlamda ilk hikâye )
“KÜÇÜK ŞEYLER” Sami Paşazade Sezai / 2. Dönem Tanzimat Edeb.  / (Türk edebiyatında   batılı anlamda ilk realist küçük hikâyeler )
“KARABİBİK” Nabizade Nazım / 2. Dönem Tanzimat Edeb.  / (Türk edebiyatında ilk başarılı natüralist uzun hikâye ve ilk köy romanı )
“DEDE KORKUT HİKAYELERİ” /(Türk edebiyatında destandan halk hikayesine geçişin ilk örneği olarak kabul edilir.)

NOT: Türk okuyucusu batılı anlamda hikâye ve romanı Tanzimat’la birlikte tanımaya başlar. Batılı örneklerini tanımadan önce Türk okuyucusu şu kaynaklardan gelen yerli hikâyelerle karşı karşıyaydı:

A) Mesnevi nazım şekliyle yazılmış divan hikâyeleri:
Fuzuli’nin Leyla ile Mecnun, Şeyh Galip’in Hüsn ü Aşk, Şeyhi’nin Harname’si gibi.

B) Halk edebiyatı kaynaklı halk hikâyeleri:
a) Dini kaynaklı: Battal Gazi Destanı, Danişmend Gazi Destanı …

b) Milli kaynaklı: Köroğlu Destanı…

Kerem ile Aslı, Tahir ile Zühre, Arzu ile Kamber, Dede Korkut Hikâyeleri yanında ayrıca  masallar, menkıbeler ve efsaneler vardı.